Üç bin yıllık mezarın içinden çıkan eşyalardaki kabartmalar dikkat çekti

Üç bin yıllık mezarın içinden çıkan eşyalardaki kabartmalar dikkat çekti

Akdeniz’in kalbinde, tarihin en zengin Bronz Çağı liman kentlerinden biri olan Kıbrıs’taki Hala Sultan Tekkesi yerleşkesinde, arkeoloji dünyasını heyecanlandıran muazzam bir keşfe imza atıldı. İsveç’in Göteborg Üniversitesi’nden bilim insanlarının on yılı aşkın süredir yürüttüğü kazılar, antik dünyanın küresel ticaret ağını gözler önüne seren gizemli mezarları ortaya çıkardı. Oxford Arkeoloji Dergisi’nde yayımlanan güncel araştırma, MÖ 1500 ile 1300 yılları arasında altın çağını yaşayan bu kentin, Avrupa’dan Hindistan’a uzanan devasa bir kültürel köprü olduğunu kanıtlıyor.

AKDENİZ’İN ANTİK BAKIR BAŞKENTİ

Kıbrıs’ın güneydoğu kıyısında, Larnaka Tuz Gölü yakınlarında yer alan bu 62 dönümlük devasa metropol, döneminin en büyük kent merkezlerinden biriydi. Doğal ve korunaklı limanı sayesinde uzun mesafeli deniz ticaretinin kalbi konumunda yer alıyordu. Araştırma lideri Profesör Peter Fischer’e göre, şehrin dudak uçuklatan zenginliğinin arkasında tek bir maden yatıyordu: Bakır. Troodos Dağları’ndan çıkarılan bakır cevheri bu liman kentinde rafine ediliyor ve tüm Akdeniz’e ihraç ediliyordu. Kalay ile birleştiğinde çağın en stratejik malzemesi olan bronza dönüşen bu bakır, şehri yöneten elit tabakaya muazzam bir servet kazandırmıştı.

MLYARDERLERİN MEZARI 500’DEN FAZA LÜKS ESER

Arkeologların yer altı odalarında ulaştığı çökük mezarlar, adeta birer hazine sandığı gibi gün yüzüne çıktı. En büyüğü 4’e 5 metre boyutlarında olan odalarda, aralarında çocukların da bulunduğu iyi korunmuş iskeletler ve 500’den fazla eksiksiz lüks eser bulundu. Mezarlardan çıkan parçaların neredeyse yarısının dünyanın dört bir yanından ithal edilmiş olması, o dönemdeki küreselleşmenin boyutunu kanıtlar nitelikte. Keşiflerde Mısır’dan gelen som altın takılar ve fildişi eserler dikkat çekerken, Baltık bölgesinden kehribar süs eşyaları; Afganistan, Hindistan ve Sina gibi uzak coğrafyalardan ise mavi lapis lazuli, koyu kırmızı akik ve turkuaz gibi değerli taşlar çıkarıldı. Bunların yanı sıra Yunanistan, Türkiye, Suriye ve Filistin menşeili yüksek kaliteli seramik kaplar ve hatta seramik bir oyuncak da bulundu.

FİRAVUNLARIN İZLERİ VE ALTIN TAÇ

Mezarlarda dikkat çeken en çarpıcı buluntulardan biri de ölülerin üzerindeki kolyeler ve taçlar oldu. Profesör Fischer, bazı kolyelerin Mısır’ın ünlü 18. Hanedanlık dönemine, yani Firavun III. Thutmose, IV. Amenophis ve Kraliçe Nefertiti zamanına ait en yüksek kalitede kolye uçlarını barındırdığını belirtiyor. Üzerlerinde boğa, ceylan, aslan ve çiçek motifleri kabartılmış olan uzun altın taçlar, sadece cenaze için yapılmamıştı. Taçların üzerindeki aşınma izleri, bu zengin yöneticilerin hayattayken de bu taçları gururla taşıdıklarını gösteriyor. Hatta 5 yaşındaki bir çocuk iskeletinin üzerinde bile altın taç bulunması, zenginliğin aile boyu bir statü olduğunu kanıtlar nitelikte. Mezarlardan çıkan fildişi kakmalı bronz silahlar ve tanrı yazıtları içeren sert hematit taşından altın çerçeveli mühürler ise bu elit sınıfın gücünü asırlar sonrasına taşıyor.

USTA KIBRISLI ZANAATKARLARIN EL EMEĞİ

Mezarlardan çıkan altın taçlar ve ağızlıklar üzerinde yapılan incelemeler, antik Kıbrıslı ustaların müthiş bir sentez yeteneğine sahip olduğunu gösteriyor. Eserler; Mısır, Ege ve Yakın Doğu motiflerini harmanlarken, kendine özgü Kıbrıs yerel üslubunu ve melez formlarını korumayı başarmış. Her ne kadar bu antik kentin o dönem tam olarak nasıl yönetildiğine dair yazılı belgeler sınırlı olsa da mezarlardaki şatafat, gömülen kişilerin şehrin en üst düzey yöneticileri ve kraliyet ailesi mensupları olduğunu kesinleştiriyor. Kıbrıs’ın altından çıkan bu 3400 yıllık küresel ağ, Bronz Çağı insanlarının sandığımızdan çok daha organize, zengin ve birbirine bağlı bir dünyada yaşadığını bir kez daha kanıtlıyor.

Author: Zeynep Yılmaz